19/3/2007 - İNTİHAR ÜZERİNE |

Bir süredir bu konuyu düşünüyorum. Nedenini bilmiyorum. İntihara sadece bir kere gerçekten yaklaştım.Ama cesaret edemedim. O son noktayı koyamadım..Mutlaka her intiharın sebebi farklıdır ve kişiye özeldir. Benim sebebim kendimden tiksinmekti. Kendime kızmak ,nefret etmek. Ansızın tüm zaaflarımın ve egolarımın farkına varmıştım. Ve bu o güne kadar yarattığım narsisit kişiliğe hiç uymamıştı. Ve tiksindim. Bütün bunları bitirmek istedim. Bu hayatı bitirmek... Ama yapamadım. O son noktayı koyamadım.
Son noktayı koyabilenleri belkide bu yüzden merak ediyorum. Sebebini merak ediyorum. Benim bir türlü beceremediğim o son noktanın şeklini merak ediyorum.
Her intihar farklıdır. Her ne kadar sebep genel olarak çaresizlik de olsa.. Her çaresizliğin sebebi farklıdır mutlaka. Zeki, derinliği olan, yazar, şair insanlar niçin intihar eder? İki adımlık yerkürenin tüm arka bahçelerini görmek ve o kirli dünyaya ,o arka bahçelere ait olmamak, hatta hiç bir yere ait hissetmemek midır sebep? Bu çook zor bir soru.. Araştırmaya devam etmeliyim... |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
16/3/2007 - Oruç ARUOBA'dan.... |

Oruç ARUOBA YAKIN S:62
İsteyerek ölen kişi ile istemeden ölen insan arasında temelden kökten bir fark vardır. İlki herşeyin ötsine geçmiş olmakla huzurludur. Ötekisiyse hiçbirşeyi çözememiş olmakla huzursuz.
Bitmeyen sükunlu gece ile kabir azabı arasındaki fark da burda yatsa gerek.........
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
15/3/2007 - ZAFER EKİN KARABAY |
Zafer Ekin Karabay 1975 yılında kayseri’de doğan Zafer Ekin Karabay, 13.09.2002 tarihinde kendi isteğiyle hayatına son verdi. 1999 varlık şiir ödülü ve 2000 Arkadaş Zekai Özger şiir ödülü sahibi, Anadolu Üniversitesi hukuk fakültesi araştırma görevlisi şair, ‘Şubatta Saklambaç’ adlı bir şiir kitabı bıraktı ardında. Kitap Mayıs Yayınları'ndan çıktı.
Kendi sözleriyle vedası:
"aslında bütün mesele neydi?hani, ‘hayatın neresinden dönülse kardır’ dizesi var ya nilgün’ün, canım benim, ben yaşamın neresinden döneceğimi çoktan belirlemiştim. nilgün marmara’nın 29 yaşında, s. plath’in şubat ayında intihar etmesi, benim de 29. yaşımın 29 şubatında intihar etmemi gerektirmezdi. ama madem ki yaşamda kalmaya kendimi ikna edemiyordum, o zaman bir tarih belirlemeliydim ve 29. yaşımın 29 şubatını seçtim. bu yüzden ‘şubatta saklambaç’a bir yığın başka sırla birlikte intihar edeceğim tarihi de gizlemiştim. ne var ki, kitabımı bir türlü bastıramadım (o kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz). ama şimdi...
ama şimdi yaşamımın bu ayrım noktasında hiçbir yerde huzur bulamadığıma göre bu tarihi bekleyecek gücüm de kalmadı. hem zebercet** de belirlediği tarihten önce intihar etmemiş miydi? (kimbilir belki kendimle barışabilseydim...)yerleşik yabancı’ydım her yere metin abi... sen yanarak öldün ve ben ne yangınlar geçirdim sana ulaşabilmek için.daha ne kadar dayanabilirdim, herkesin bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama?tüm arkadaşlarımı ve sevgilim meral’i çok seviyorum.beni affedin."
son şiiri:
Nil güne akarken şubat gibi biriktim; dört yıl topladığı acısını yirmi dokuzuncu adımında gösteren. Ve çıktım yaşama onun sakladıklarını sunarak saklandığım yerden. Sonra kendime dönüp dinledim: yeniden acılarımı ve sordum: yaşamın neresine saklanmalı ozan, ya da nasıl saklamalı yaşamı?
CAN DÜNDAR'ın Zafer ile ilgili yazısı için
http://www.milliyet.com.tr/2002/10/05/yazar/dundar.html
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
15/3/2007 - İMAM AYGÜN |
İmam Aygün 45 yıllık yaşamının 16 yıl 2 gününü cezaevlerinde geciren şair Ímam Aygün, cezaevinden çıktıktan sonra bu büyük hapishanedeki hayata ancak 4 yıl tahammül edebildi. Edebiyat dünyasında adı hiç bilinmeyen ve Adana'da hayata rest çeken şair, bir sabah evinden çıktı ve geri dönmedi. Uzun aramalardan sonra Seyhan Irmağı kıyısına vuran cesedi bulunan şair, "Moral Değerler Denizi" adını taşıyan tek şiir kitabında özgeçmişi hakkında şu bilgilere yer veriyor: "1950 yılında Malatya ilinin Akçadağ Ílçesi'nin Kürecik nahiyesinin Semşik köyünde doğdum. 1969 yılında Í.T.Ü. Müh. Mimarlik Fakültesi Elektrik Bölümü'ne girdim. 1973 yılında siyasi nedenlerden dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım. 1974 yılında eylemlerden dolayı cezaevine girdim. Müebbet hapis cezası aldım.'
Şairin, 1970 ve 1980 yıllarındaki iki askeri darbenin ölüm evlerine dönüştürdüğü cezaevlerinde 16 yıl 2 gün direnmesi bu problematiği kendince kurgulanmasıdır. Şair, "İnsanoğlu Yalnızlık Limanında" adlı şiirinde "İnsan yalnızlığı ile mutlu olabilir mi?" diye soruyor. Yine kendisi yanıtlıyor sorusunu: "Yalnızlik denizi seni yutarken / Yaşamaya çabalamalısın dostum / Bir yıkılmaz duvar olmalısın..." Kendi yıkılmaz duvarını yıktı Ímam Aygün..
1994 yılında yaşamına son noktayı koyduğunda "kalan sağları" üzdüğünü düşünürek, ölümünden hemen önce yazdığı iki dizelik son şiirinde "Bir insanın özgürlüğü için / bin insanı üzdüm beni affedin" diye seslendi |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
15/3/2007 - KAAN İNCE |
Kaan İnce 2 Şubat 1970 tarihinde Ankara'da doğdu. Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde okudu. İstanbul'da Kadıköy'de Ozan Eczanesi'nin üstünde, Ümit Oteli'nin balkonundan atlayarak "misafir olduğu doğa"dan ayrıldı. Şiirleri Çağdaş Türk Dili, İzlek, Promete, Yazılı Günler gibi dergilerde yayımlandı. Ölümünden sonra İzlek dergisinin girişimiyle Kaan İnce Vakfı kuruldu. 1992 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödüllerinde "Dikkate Değer Şairler" arasında yer aldı.Şiirleri: Yazılı Günler, Çağdaş Türk Dili, Promete, Karşı dergilerinde yayımlandı. Şiirlerini arkadaşları bir araya getirdi. Zaman, yalnızlık, ölüm ve hüzün şiirlerinin baskın temaları oldu. Şiir Kitapları: Gizdüşüm (1992), Ka n (1997)
YAŞAMA SEBEBİ/ KAAN İNCE sıkmışım dişlerimi gözlerim kanayana kadar çeyizimizde hüzün motifleri göçebe bir ağıt göğsümün derinliklerinde bu aşkın dönüşü yoksa duman kırığı gözlerinde gecenin hıçkırıkları kırık keman sesi ve adağım var moraran hercai düşlerim ateşi delip ıslatır mendilimi kalbime dolar -sonsuz uykuma- korkuya susamış yasadışı bir rüzgâr
bu aşkın dönüşü yoksa suya düşer kokusu menekşelerin deniz her zamankinden daha köpüklü serçeler bi garip ötüşlüdür martıları mavnalarla başka türlü danseder hamuruna sevgi katılmış bu dünyanın
küflü yüzler yok hiçlik de hani ne derler gözlerinden öperim çocuk,gamlı sevda, şiir ne'm kalır geriye gülüm seni alırlarsa benden tiksintiler toplamı umutsuzluk sapağında ölüm
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
..............
Kategoriler
Arkadaşlarım
• sophia • uygarradikal • onuruysal • enguzelgunler
|